30 / 04 / 2008 11:50,
Pek çok kesim bir zamanlar canına okuduğu devrimci ruhu canlandırmak için kolları sıvarken Kaan Arslanoğlu, devrimcilik edebiyatının yüzüne bir şamar akşediyor.
1988'de basılan Devrimciler Kaan Arslanoğlu’nun ilk romanı. Kitap, seksen darbesi öncesi ve sonrasındaki devrimci ortamı, o dönemin devrimcilerini anlatır. Olabildiğince dürüst ve nesnel yaklaşma çabasıyla...
Yazar romanı içten ve ciddi bir özeleştiri yapma kaygısıyla yazmıştı. Eser piyasaya çıktığı günlerde fazla ilgi uyandırmadı. Yazar, bu konudaki düşüncelerini "Bu tepkisizliği beklemiyordum, ne var ki edebiyat düzenine giderek alıştım. Yeni dönem insanının, darbe sonrası toplumunun özelliklerini iyice kavradım ve yazdıklarıma olumlu tepki beklentilerimi iyice törpüledim. Devrimciler sonraki sekiz romanımla birlikte her geçen yıl daha fazla ilgi çekmeye, takdir görmeye başladı. Ancak gözlemliyordum ki, bu ilgi genellikle, geçerli, popüler sol değerleri benimseyenlerce değil, onu sorgulayanlarca, içten ve özgün edebiyatı arayanlarca gösteriliyordu” diye dile getiriyor...
Son günlerde pek çok kesim devrimci ruh adına edebiyat yapıp, yeniden romanlar kaleme alıp, dizi ve sinema filmleri çekerken bugüne dek devrim ruhunu romanlarına konu edinen Kaan Arslanoğlu, devrimci ruh adına konuşanlara adeta bir tokat aşkedercesine Karşıdevrimciler'i kaleme aldı.
Blog sitesinin girişinde "Kapitalizm bizi bitirmeden biz onu bitirelim" yazan Kaan Arslanoğlu, "Kalemini çeken ölmeyi göze alır" diyecek kadar gözü kara bir yazar. Arslanoğlu, 1959 doğumlu Bartın doğumlu Düzce nüfusuna kayıtlı psikiyatri uzmanı bir romancı. 68 ruhununun en hareketli çağlarını bir delikanlı olarak soluyan Kaan Arslanoğlu'nun eserleri hatırı sayılır sayıda sattığı halde devrimcilere yapılan övgüleri öve öve biteremeyen "piyasada" bile hak ettiği yeri bulamadı.
Yazar kaleme aldığı on eser hakkındaki duyarsızlığa sitemini "Bu kitaptan da medyada pek bahsedilmeyecek, köşe yazarları onu tartışmayacak, desteklemeyecek. İlan falan da çıkmayacak sanırım" diyerek dile getiriyor ve “Karşıdevrimciler - Devrimciler 2”i eleştiri ve yorum, destek ve köstek, övgü ve küfürlere açıyor...
ASLINDA KARŞI DEVRİMCİDİRLER AMA...
Kaan Arslanoğlu, Karşıdevrimciler'in içeriğini şu sözlerle açıklıyor: "Korku filmlerinde zaman zaman yinelenen etkileyici bir izlek: Kişi yaşamını sürdürür, konuşur, sorunlarla boğuşur, sevinir, kaygılanır. Ama aslında ölüdür. Öldüğünün farkında değildir. (Altıncı His, Diğerleri filmlerini anımsayın.) Bizde de kendini solcu, devrimci sanan on binlerce insan sol için kaygılanıyor, sol söylemi sürdürmeye çalışıyor. Ama farkında değildirler, aslında karşıdevrimcidirler. Sosyalist ruhları yıllar, on yıllar önce ölmüştür; onlar hala yaşattıklarını sanmaktadırlar.
“Karşıdevrimciler” işte bu gerçeğin ruhsal düzeneklerini anlatıyor. Sanki ilk başladığı yerden devam ederek. Sonraki romanlarımdaki gibi gerçekçiliğin tüm gerçeküstücü-kübik-hayalci olanaklarını zorlayarak değil. Düz, basit bir anlatımla. Elbette, yaşamın ve insanın karmaşıklığını aktararak, yorumlayarak. Biraz da dalga geçerek....
“Karşıdevrimciler” romanının kapağındaki ikinci adı: “Devrimciler-2”. bir karşıdevrim cenneti olan ülkemizdeki her tür karşıdevrimciyi görebilirsiniz. Böyle bir ortamda hala devrimci kalmaya çalışanları, umudu, yeniden göveren, duruşuyla insanıyla çoğalan direnç damarını da fark edebilirsiniz... “Kitaba Karşıdevrimciler adını koydum, çünkü; roman yirmi sekiz yıl sonra devrimciliğin neden karşıdevrimciliğe dönüştüğünü bir kez daha irdeliyor. Neden ikinci ismi Devrimciler 2: Devrimciler’den sonraki hemen her kitabım siyasi roman, kendi romanlarım için yeğlediğim terimle politik-psikolojik roman. Bu onuncu romanın ikinci ismi Devrimciler’le başlayan bir sürecin (aynı zamanda bir romancının yazma sürecinin) günümüzde Karşıdevrimciler’le belli bir noktaya gelişini simgeliyor. Çember umarım tamamlanmamıştır...."
"BU ESERİ DE PİSLİĞİN İÇİNE ATTIM..."
"Karşıdevrimciler onuncu romanım. Onu da ötekiler gibi pisliğin ortasına attım. Yolu açık olsun" diyor Kaan Arslanoğlu...
Peki nasıl bir pisliktir, yazarın gözüyle kitabın içine atıldığı pislik. Kaan Arslanoğlu, bu soruyu da şöyle yanıtlıyor: "Nasıl bir pisliktir bu içine attığım pislik. Kapitalizmden başka ufuk göremeyen insanlık çoğunluğunun dünyayı hızla kirlettiği, doğayı iştahla öldürdüğü bir alemdir. Solcuların bile büyük çoğunluğunun sahte gündemler yaratarak kokuşmayı unutturmaya çalıştığı bir ortamdır. Edebiyattan sanattan hoşlanan, anlayanlar azınlıktı, sayıları daha da azalıyor. İnsanlığın zekası pek parlak değildi, medya her geçen gün daha da aptallaştırıyor. Düşüncede, yazıda, çizide, haberde tekelcilik dizginlenemez, gidiyor.
Öyle bir kapalı sistem kurmuş ki adamlar, ne söylerseniz söyleyin, isterseniz devrimci, isterseniz Marksist olun, sisteme ve sistemin daha da gericileşmesine hizmet ediyorsunuz. Bir kod sistemi kurmuşlar, sekiz on peşin yargıdan oluşan bir yorum kalıbı oluşturmuşlar, entelektüel olun, sıradan vatandaş olun, o kısır kavram havuzundan düşünmek; tüm kişi, grup eğilim ve olgulara ona göre yorum getirmek zorunda kalıyorsunuz"
"TÜRKİYE'DE SOL SADECE FİZİLSEL OLARAK EZİLMEDİ..."
Aslanoğlu, "Türkiye’de sol, 12 Eylül darbesiyle sadece fiziksel olarak değil, moral anlamda da ezildi. 12 Mart bunu yapamamıştı, çünkü devrimcilerin baskın tavrı direnişti azgın gericiliğe karşı. 12 Eylül’de de direnenler çoktu, fakat yazık ki baskın tavır çözülüştü. Bugün her kesimden sol neden bu kadar güçsüz diyorsanız, cevabını bu acı gerçekte aramalısınız" diyor.
"İnkar etme, karşıt tepki oluşturma tavırlarıyla gizlenmeye çalışılan, ancak alttan alta durmadan zehirleyen derin utancı aşamama sorunundan. Bu yozlaştırıcı eziklik duygusunun üstesinden gelebilmek için samimiyet ve özeleştiri cesareti gerekiyordu, o da yeni solda pek zayıftı" diyen Aslanoğlu, "Kötücül psikolojik karmaşalar üstünden ancak karşıdevrimcilik gelişebilirdi, öyle de oldu. Devrimciler romanına geniş bir sol kesimce gösterilen bilmeme, duymama tutumu da toplumdaki genel bilgisizlik ve ilgisizlik niteliklerinin dışında, sözünü ettiğim karmaşadan temelleniyordu" şeklinde düşüncelerini dile getiriyor.
"İYİ EDEBİYAT SANILANDAN GÜÇLÜDÜR..."
Eserlerinin sadece içeriğiyle değil, sanat yönü ile de kayda değer olduğuna inanan Kaan Arslanoğlu, "İyi edebiyat sanılandan da güçlüdür. Kendine bir alan yaratır, o alanları korur. O alana giren kötü edebiyatı da, gericiliği, piyasacılığı da çok kötü pataklar. Bu bir gerçektir ve bu gerçekten ötürü iyimser olunabilir. Ama edebiyatın bu alanı çok geniş değildir. Sınırlıdır. Etkisi daha çok uzun vadede görülür. O yüzden de temkinli bir iyimserlikle sabırlı olmak, gayretli olmak gerekir..." diyor.
Solcu ruhun ve devrimciliğin çokça edebiyatının yapıldığı bir dönemde bugüne dek devrimci ruhu anlatan Kaat Aslanoğlu'nun karşıdevrimci ruhu sorguya açtığı romanı yabana atmamakta yarar var...
Kitapla ilgili teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariş şartları:
(Haber 7 Kitap Dünyası)
Kaynak / Haber7.Com |