25 / 03 / 2008 14:30, Salı
Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Kadıoğlu, Türkiye'nin Kyoto İklim Değişikliği Sözleşmesine taraf olması için çalışmaların hızlı bir şekilde devam ettiğini bildirdi.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği tarafından düzenlenen 4. Atmosfer Bilimleri Sempozyumu, üniversitenin Ayazağa Yerleşkesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde başladı.
Sempozyumun açılışında konuşan Kadıoğlu, bulunulan yüzyıl içinde nüfus artışı, sanayileşmenin yoğunlaşması ve enerjiye olan talebin çevre ve iklimi olumsuz yönde etkilediğini söyledi.
Küresel bir sorun olan iklim ve çölleşme ile ilgili sorunlara küresel çözümle yaklaşma eğiliminin benimsendiği ifade eden Kadıoğlu, bu konudaki ilk esas girişimin 1992 yılında Rio de Janerio'da düzenlenen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı olduğunu kaydetti.
Bundan sonra, Türkiye'de de iklimle ilgili çalışmalar başlatıldığını anlatan Kadıoğlu, bu amaçla İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulunun kurulduğunu ifade etti.
Kyoto İklim Değişikliği Sözleşmesi'ne Türkiye'nin henüz taraf olmadığını belirten Kadıoğlu, ''Ancak taraf olmakla ilgili çalışmalar sıkı bir şekilde devam ediyor'' dedi.
Türkiye'de kişi başına düşen emisyon miktarının OECD ülkelerine göre oldukça az olduğunu kaydeden Kadıoğlu, şöyle konuştu:
''Bu bize 'bunlar kirletti biz de kirletelim' hakkını vermemeli. Politika bu olmamalı. Sloganımız, 'biz kirletmeyeceğiz, kirletenlerle de savaşacağız' olmalı. Çünkü tek bir dünyamız var. 'O kirletti biz de kirletelim' olgusuyla yola çıkarsak, kaybeden biz oluruz. Bizim çocuklarımıza bırakacağımız en güzel şey temiz bir çevre, içilebilir bir su ve temiz bir havadır. Bu konuda ülkemiz üzerine düşeni yapmalı. Bir taraftan sürdürülebilir kalkınma döngümüzü devam ettirirken diğer taraftan da iklimle ilgili mücadeleyi mutlaka yapmamız gerekiyor ve yapıyoruz da... Bütün ülkeler sorumluluk çerçevesinde elini taşın altına koyup gereken adımı atmalıdır. Aksi takdirde bunu bir grup ülkeye bırakırsanız, bu adil bir durum olmaz. Ülkemizin geleceğini kurtarmak için bizim iklime yönelik bütün kapıları zorlamamız gerekiyor.''
İklim değişikliğini sadece çevreyi etkilemediğini ve göç olgusunu da beraberinde getirdiğini kaydeden Kadıoğlu, bunun çok önemli olduğunu, çünkü göç eden bu insanların başka yerlerde istihdam edilmesinin ekonomik açıdan büyük bir sorun yarattığının söyledi.
Bakanlığının ağaçlandırma çalışmaları hakkında da bilgi veren Kadıoğlu, 5 yıl içinde Belçika büyüklüğünde bir alanın ağaçlandırılacağını ifade etti.
Atık maddelerin geçmişte gelişi güzel atıldığını anlatan Kadıoğlu, 200 tane atık depolama alanı ilgili çalışmalar yaptıklarını, bu atıkların çıkardığı metan gazının enerjide kullanılması gerektiğini ifade etti.
-TÜRKİYE KÜRESEL ISINMANIN RİSKİ ALTINDA-
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürü Masum Burak da tarım sektörünün iklim değişikliğinden hem etkilenen, hem de etkileyen bir özelliğe sahip olduğunu söyledi.
Ürün çeşidi, yetiştirme tekniği ve sulama sistemlerindeki gelişmelere rağmen tarım üretimini doğal koşullardan bağımsız olmasının sağlanamadığını belirten Burak, tarımın iklim değişikliklerinden doğrudan ve olumsuz etkilenmesinin kaçınılamaz olduğunu ifade etti.
Bu etkinin daha çok tarımsal ürünlerde verim azlığı şeklinde ortaya çıktığını vurgulayan Burak, Türkiye'nin kürsel ısınmaya bağlı olarak olumsuz yönde etkilenecek olan potansiyel risk grubu ülkeler arasında yer aldığına dikkat çekti.
Burak, Türkiye'nin zaman içerisinde su kaynaklarının fakirleşmesi, orman yangınları, kuraklık ve çölleşmeyle ilgili ekolojik bozulmalar gibi olumsuzluklarla karşı karşıya kalacağını kaydetti.
Kuraklık riskindeki artışların, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkisini şiddetlendireceğini belirten Burak, şöyle konuştu:
''İnsanlık, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin getireceği tehlike ve olumsuzlukları birlikte yaşamakta, konu ile ilgili endişeleri hep birlikte duymakta ve paylaşmaktadır. Dünyada gıda üretimi, erozyon, su kaynaklarının kuruması, meraların bozulması ve iklim değişikliğinden kaynaklanan çevresel bozulmalara bağlı olarak tehlike altına girmektedir. Bu süreçte iklim değişikliği sonuçlarına bağlı olarak, yakın bir tarihte dünya nüfusunun açlık tehlikesi ile karşı karşıya gelmesi muhtemeldir. Küresel ısınmanın oluşturduğu iklim değişikliklerinden ülkemizin de olumsuz etkileneceği, buna bağlı olarak kuraklık ve salgın hastalıklar gibi önemli tehditlerin bizi beklediği tüm uzmanlar tarafından ifade edilmektedir. Toplumlar hangi gelişmişlik düzeyine ulaşırsa ulaşsın tarımdan vazgeçemeyecektir. İşte bu nedenle çevresel bozulmaların ve iklim değişikliklerinin tarımsal üretime olan etkilerini ulusal düzeyde izleme, geleceğimiz için son derece önemlidir. ''
-İTÜ REKTÖRÜ PROF. DR. KARADOĞAN-
İTÜ Prof. Dr. Faruk Karadoğan ise çevre bilincinin yaygınlaştırılmasıyla ilgili çalışmaların yeterli olmadığını söyledi.
''Bu konuda yapılması gereken ne varsa, üzerimize düşen ne sorumluluk varsa elimize verilmiş olan bu değerli doğayı kurtarmamız için yapmamız gerekir'' diyen Karadoğan, bu amaç çerçevesinde birlikte hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.
İTÜ'de bu konuda yapılan çalışmalara da değinen Karadoğan, meteorolojik tahminlerin daha iyi olması için bir bilgi işlem merkez ile Havacılık Bilim Toplum Parkı'nın kurulacağını söyledi.
İTÜ olarak ''Bilim ve toplum yürüyüşü''nü bugün başlattıklarını belirten Karadoğan, ''63 yaşında bir arkadaşımız doğaya, tarihe ve çevreye saygıyı anlatmak için buradan Kahramanmaraş'a kadar yürüyecek'' dedi.
Prof. Dr. Karadoğan, ''Burada konuşmamız yeterli değildir. Bilinci artırmak için mutlaka topluma gitmemiz gerekiyor. Üniversitemiz bu doğrultuda çalışmalar yapıyor'' dedi.
Çevre ve Orman Bakanlığına Karadeniz kıyısında 100 dönümlük ''Enerji Ormanı'' kurulması için başvurduklarını, ancak ilk aşamada buna olumsuz yanıt aldıklarını belirten Karadoğan, bu konudaki girişimlere devam edeceklerini söyledi.
Uluslararası katılımcılar ve kurumlar arasında deneyimlerin paylaşılması amaçlanan sempozyum, 4 gün sürecek. Sempozyumda, küresel iklim değişikliği, hava kirliliği, kuraklık ve ozon gibi konular ele alınacak.
(aa)
Kaynak / Haber7 |